-
Taha Er Yüksek Mühendis
Tarih: 28-03-2026 20:00:00
Güncelleme: 28-03-2026 20:00:00
Saffet Kaya ile yaptığım bir sohbet, zihnimde hâlâ canlılığını koruyan nadir anlardan biri olarak yer etti. Konuşmanın akışı öylesine doğaldı ki, bir noktadan sonra zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Saffet Kaya, sözü her aldığında derin bir birikimin ve hayat tecrübesinin izlerini taşıyan cümleler kuruyordu. Platon’dan, Konfüçyüs’ten, Farabi’den ve Mevlana’dan yaptığı alıntılar sadece geçmişe ait sözler değil, bugünün dünyasına ışık tutan canlı fikirler gibiydi. Özellikle adalet üzerine yaptığı bir Çin atasözü vurgusu hâlâ aklımda: “Gerçek adalet, hakimin karşısına iki fakir gelmedikçe tam anlamıyla ortaya çıkmaz.” Bu söz, onun adalete bakış açısını da aslında oldukça net bir şekilde yansıtıyordu.
Sohbet ilerledikçe Mevlana’dan yaptığı alıntılarla insanın özüne dönmesi gerektiğini, Konfüçyüs’ten verdiği örneklerle ise liyakatin toplumların temel direği olduğunu anlattı. “İşi ehline vermek, sadece bir tercih değil, bir medeniyet meselesidir,” derken ses tonundaki kararlılık dikkat çekiciydi. Günümüz dünyasında sıkça tartışılan liyakat meselesini, yüzyıllar öncesinden gelen bu düşüncelerle bağdaştırması oldukça etkileyiciydi. Farabi’nin erdemli toplum anlayışını anlatırken, aslında bugünün eksiklerini de nazikçe gözler önüne serdi. Sözleri sadece bilgi değil, aynı zamanda bir duruş içeriyordu. Onu dinlerken, geçmiş ile bugünün ne kadar güçlü bir bağ kurabileceğini bir kez daha anladım.
Saffet Kaya’nın siyasi kimliği ise bu düşünsel derinlikle birleştiğinde daha da anlam kazanıyor. Milletvekili olarak yaptığı çalışmaların arkasında sadece görev bilinci değil, aynı zamanda güçlü bir vicdan ve sorumluluk duygusu olduğunu görmek mümkün. Yardımseverliği, yaptığı bağışlar ve ihtiyaç sahiplerine uzattığı el, onun sadece sözde değil, özde de insan odaklı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. İnsanların sorunlarını dinlerken sergilediği sabır ve çözüm üretme konusundaki kararlılığı, onu farklı kılan en önemli özelliklerden biri. Sadece büyük meselelerle değil, küçük gibi görünen bireysel sorunlarla da ilgilenmesi, onun samimiyetini ortaya koyuyor. Bu yönüyle, temsil ettiği makamın ötesinde bir güven insanı olarak öne çıkıyor.
Tüm bunların ötesinde, Saffet Kaya bizim için sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir aile dostu. Onunla yapılan sohbetler sadece bilgi alışverişi değil, aynı zamanda bir gönül paylaşımı niteliği taşıyor. Her buluşmada insan kendini daha zenginleşmiş hissediyor; sadece zihinsel değil, duygusal olarak da. Anlattıkları, verdiği örnekler ve kurduğu bağlar, onun ne kadar içten ve gerçek bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Hayata bakışındaki denge, hem aklı hem kalbi birlikte kullanabilmesinden geliyor. Bu yüzden onunla geçirilen her an, sadece bir sohbet değil, aynı zamanda değerli bir yaşam deneyimi olarak hafızada yer ediyor.
Biz gençler için Saffet Kaya'nın bu çok yönlü doğası paha biçilemez bir kaynaktır. Sadece pratik hayatın dinamiklerini değil; olayları edebi, felsefi ve tarihi bir derinlikle okumayı ondan öğreniriz. O, kendi aklını sürekli besleyen ve bu birikimi çevresindeki gençlere cömertçe aktararak onların zihinsel dünyasına çok büyük katkılar sağlayan bir ustadır.
Ardahan’ın adını her zaman gururla taşıyan Saffet Kaya, memleketine hizmetlerinin yanı sıra, vizyonu, bilgeliği ve tüm Türkiye'yi kucaklayan o geniş yüreğiyle yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Makamlar, mevkiler ve unvanlar gelip geçicidir; ancak bir gencin ufkunu açmak ve darda kalan birine 'kimsin' diye sormadan kapı aralamak kalıcıdır. Saffet Kaya, ardında bıraktığı bu insanlık ve bilgelik mirasıyla sadece Ardahan’ın gururu değil, hepimizin 'Saffet Amcası' olarak kalbimizde en müstesna yerde durmaya devam edecektir.