içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

En Ulvi Makam İnsanlık Makamıdır Diye Yola Çıkan Saffet Kaya

İnsan vardır gözleri güler, insan vardır yüz güldürür, insan da vardır hem gözleri güler hem de yüz güldürür.

 

İnsanlar varlığıyla olduğu kadar yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla anılır, hatırlanır, yad edilir. 

Kimi insan varlıklıdır kimi yoksul ama onu insan yapan varlıklı ya da yoksul olması değil sahip olduklarını paylaşabilmesidir. Öyle varlıklı insanlar vardır ki yanındakiler kendisini susuz bir çölde hisseder, öyle insanlar vardır ki yoksuldur lakin yanında olduğunuzda kendinizi dünyanın en varlıklı insanı olarak görürsünüz. Ve öyleleri vardır ki sahip olduklarını paylaşır, dağıtır ve kime diye sormaz. Sormaz çünkü insan olmak bunun nişanesidir ve o bunun farkındadır. İşte Saffet Kaya böyle biridir. Yok iken bol kepçeden şan şöhret makam adına; veririm ederim yaparım deyip, sahip olduktan sonra bu sözleri unutanlardan değildir. O zaten sahip olduklarından bahsedilmesini değil onu paylaşmaktan haz duyan,mutlu olan biridir. 

 

Bazı kişiler makam sahibi olduklarında değer kazandığını zanneder, bazıları da makamlara değer katar. Bunu kör göze sokmaz, insanlara tepeden bakmaz, küçük görmez ve her şeyden önemlisi küçük büyük, kadın erkek demeden edeb ve mütevazilik timsali olduğunu hissettirir. 

“Gezdim Halep ile Şam'ı eyledim ilmi talep

Meğer ilim bir hiç imiş illa EDEP illa EDEP” sözünün ete kemiğe bürünmüş halidir. 

Hakkında söz açıldığında “Dert babası, hizmet insanı” diye konuşulur ama vatan ve millet hassasiyeti ise tartışılmazdır.  Ben bu ülkeye nasıl hizmet edebilirim diye düşünmez zira buna zaten vakti de yoktur çünkü her daim dağ tepe, köy şehir bunun peşindedir. 

Gecenin bir saatinde çalan telefonu dünyanın bir ucunda bile olsa onun için bir hizmet edebilme çağrısıdır. Hastası olan, borcu olan, yolda kalan, telli duvaklı gelin olmak isteyen, helalinden bir iş ve aş peşinde olan herkes bu telefonu ve bu insanı bilir ve güvenir. Hep yumuşak ve sakinleştiren pozitif tavrı insanlara moral verir. Karşılık beklemez, belki sadece bir dua ve iyi niyet onun gıdasıdır. 

Siyasetçidir, iş insanıdır, babadır, eştir ama o aynı zamanda bir Ardahan’lıdır. 

Serhat şehrinin sınır namustur anlayışı onun karakteridir. O hemşerilerine ayrı bir ilgi gösterir ama bütün bir memleket onun şehri ve herkes onun hemşerisi olduğu da bir hakikattir. 

 

“Er kişi odur ki bırakmalı bir eser

Eseri olmayanın yerinde yeller eser”

Diyen Anadolu erenlerinin sözünü boşa çıkarmamış bir insandır. Her hanede bir izi , her sohbette güzel bir hatırası olmak öyle kolay bir şey değildir. Bunun için milletine ve insanına adanan koca bir ömür ve olgunluk gerekir. 

Bir Anadolu ereni gibi gördüğüm büyüğüm Saffet Kaya’ya, milletine karşı hislerini bir nebzede olsa yansıtacağını tahmin ettiğim Karakoç üstadımızın şu dizileriyle hitap etmek istiyorum 

 

“Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı, Sevgiyi bulasın, yakına gel ki...Kalıplar gerçeği göstermez belki…Gönül perdeleri sökülsün de gör”

 

Her şey gönlünüze göre olsun var olun sevgiyle kalın.

Bu yazı 206660 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum