-
Necmettin Aslan
Tarih: 07-05-2026 09:07:00
Güncelleme: 07-05-2026 09:07:00
Memleket Üzerinden Kurulan Güç Düzeni
Doğup büyüdüğü toprakları terk etmek kimsenin suçu değildir. İnsan bazen ekmek için, bazen eğitim için, bazen de hayat şartlarının zorlamasıyla memleketinden ayrılır. Ancak mesele gitmek değil, gidilen yerde memleketin adını nasıl kullandığınızdır. İşte bugün tam da tartışılması gereken konu budur.
Eski Kars Milletvekili Çetin Bilgir’in sosyal medyada yaptığı paylaşım, aslında yıllardır birçok insanın sessizce dile getirdiği bir gerçeğin siyasi ağızdan açık şekilde ifade edilmesidir. Çünkü Kars, Ardahan ve Iğdır’ın adını kullanarak büyükşehirlerde kendilerine alan açan, “memleket sevdalısı” görüntüsü altında ticari ve siyasi menfaat devşiren yapıların varlığı artık inkâr edilemez bir noktaya gelmiştir.
Bugün İstanbul’da, Ankara’da ya da başka şehirlerde faaliyet gösteren bazı sözde dernek, federasyon ve platformların önemli kısmı gerçekten memlekete hizmet etmek için değil; isim, çevre, nüfuz ve siyasi bağlantı oluşturmak için kurulmaktadır. Karslılık, Ardahanlılık ya da Iğdırlılık aidiyeti; samimi bir kültürel dayanışma yerine adeta bir marka gibi kullanılmaktadır.
Kaz geceleri, yöresel etkinlikler, dayanışma buluşmaları adı altında yapılan organizasyonların önemli bölümünde memleket kültürü ikinci plana itilmekte; asıl amaç görünür olmak, siyasetle yakınlaşmak ve ekonomik ağ oluşturmaktır. Memleketin adını kullanarak ticaret yapanların, yıllarca o memlekette yaşayan insanların sorunlarına ne kadar temas ettiği ise ayrı bir tartışma konusudur.
Çünkü gerçek memleketçilik; memleketin adını tabela yapmak değil, o memleketin derdiyle dertlenmektir.
Kars’ta üretici ayakta kalamazken, Ardahan’da gençler işsizlik nedeniyle göç ederken, Iğdır’da insanlar yatırım beklerken; büyükşehirlerde memleket adına kurulan bazı yapıların kendi çevrelerini büyütmek dışında ne yaptığı sorusu artık daha yüksek sesle sorulmaktadır.
Daha da dikkat çekici olan ise şudur: Bu çevreler zamanla kendilerini gerçekten bir güç merkezi sanmaya başlıyor. Birkaç etkinlik, birkaç fotoğraf, birkaç siyasi temas sonrası kendilerini memleketin doğal temsilcisi ilan ediyorlar. Ardından seçim dönemlerinde ortaya çıkıp “adaylık” hesapları yapılmaya başlanıyor. Memlekete yıllarca uğramayanların, seçim yaklaşınca “hemşehri sevdası” ile ortaya çıkması toplumda artık karşılık bulmuyor.
Burada en önemli soru şudur: Eğer bu yapılar gerçekten kamu yararı adına faaliyet yürütüyorsa neden şeffaf değiller? Toplanan yardımlar, yapılan organizasyonlar, oluşturulan ekonomik ilişkiler neden denetlenmiyor? Kars, Ardahan ve Iğdır’daki ilgili kurumlar; valilikler, belediyeler ve sivil toplum denetim mekanizmaları bu konuda neden sessiz kalıyor?
Elbette bütün dernekleri, vakıfları ya da memleket adına çalışan insanları aynı kefeye koymak büyük haksızlık olur. Gerçekten memleketine katkı sunan, öğrenci okutan, ihtiyaç sahibine ulaşan, kültürü yaşatmaya çalışan çok kıymetli insanlar da vardır. Ancak birkaç samimi yapının varlığı, memleket ismini kişisel kariyer basamağına çeviren anlayışı görmezden gelmeyi gerektirmez.
Çetin Bilgir’in çıkışı bu nedenle önemlidir. Çünkü bu sözler sadece bireysel bir serzeniş değil, yıllardır biriken toplumsal rahatsızlığın dışavurumudur.
Memleket sevgisi; memleketin adını kullanarak güç devşirmek değil, gerektiğinde hiçbir karşılık beklemeden o toprağa hizmet etmektir. Gerçek aidiyet; tabelalarda değil, fedakârlıkta belli olur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zayıflayan Avrupa Birliği, Güçlenen Türkiye
- Kut’ül Amare: Unutulan Zaferin Hatırlattıkları
- Anılardaki Ardahan Soğuğun İçinde Saklı Sıcaklık
- Bir Köyden Çıkan Değer: Koçali Aslan’ın Ardahan’a Uzanan İzleri
- Geçmiş Gömülü, Gelecek Beklemede: Kaşlıkaya Gerçeği
- Taşın Hafızası: Hanak Ortakent’te Harosman Mağaraları ve Değirmenin Sessiz Hikâyesi
- Ekranın Ardındaki Tehlike: Dijital Oyunlar, Şiddet ve Gerçek Hayata Sızan Risk
- Kurtkale: Taşın Hafızası, Zamanın Nöbeti
- Kura Kenarında Ecdadın Bostanı
- Kardelenlerin Direnişi: Ardahan’da Baharın Uyanışı
- Çıldır Gölü’nün Sessiz Senfonisi:
- Şaka ile Gerçek Arasındaki O İnce Çizgi: 1 Nisan’ın Anatomisi
FACEBOOK YORUM
Yorum