-
Necmettin Aslan
Tarih: 30-01-2026 09:26:00
Güncelleme: 30-01-2026 09:26:00
Maskeler Çağında Yaşamak
Herkeste bir maske takma hevesi var artık; kimsenin kendi olmaya cesareti kalmamış.
Bu cümle, içinde yaşadığımız çağın sessiz ama en gerçek fotoğrafını çekiyor.
Eskiden maskeler sadece tiyatro sahnesindeydi. Kim iyi, kim kötü, kim haklı, kim zalim; perde açıldığında belli olurdu. Şimdi ise perde hiç kapanmıyor, roller hiç bitmiyor. Hayatın kendisi bir sahneye dönüştü. Herkes bir şeyleri saklıyor, bir şeyleri olduğundan farklı gösteriyor. Güçsüzlüğünü gizleyen güçlü, mutsuzluğunu örten mutlu, bilgisizliğini bağırarak bastıran bilge pozunda.
En tehlikelisi de şu: Maskeler zamanla yüze yapışıyor.
İnsan, taklit ettiği role dönüşüyor.
Kendi olmak cesaret ister. Çünkü bedeli vardır.
Dürüstsen kaybedebilirsin.
Samimiysen yalnız kalabilirsin.
Doğruyu söylersen alkışlanmayabilirsin.
Bu yüzden insanlar susmayı, eğilip bükülmeyi, “herkes gibi” olmayı tercih ediyor. Toplum, aykırıyı sevmiyor. Kalabalıklar gerçeği değil, konforu seçiyor. Maskeler de tam burada devreye giriyor: Kabul görmek için, dışlanmamak için, eleştirilmemek için.
Sosyal medya bu maskelerin en parlak vitrinlerinden biri. Herkes mutlu, herkes başarılı, herkes haklı. Filtrelenmiş hayatlar, cilalanmış cümleler, seçilmiş kareler… Gerçeğin pürüzleri kadrajın dışında bırakılıyor. Kimse kırıldığını, yorulduğunu, yanıldığını göstermek istemiyor. Çünkü zayıflık ayıp sayılıyor.
Ama bir toplum düşünün; kimse kimseye güvenemiyor.
Herkes rol yapıyor, herkes tetikte.
Sözler başka, niyetler başka.
Böyle bir yerde adalet yara alır, vicdan körelir, liyakat sessizce ölür. Maskeler sadece bireyleri değil, kurumları da sarar. Doğruyu söyleyen değil, doğru görünen kazanır. Haklı olan değil, güçlü görünen haklı sayılır.
Ve en acısı: Maskesiz kalanlar “tuhaf” ilan edilir.
Dürüst insanlar saf, samimi insanlar zayıf, dik duranlar sorunlu görülür.
Çözüm Var mı?
Var. Ama kolay değil.
Çözüm, herkesin maskesini çıkarmasında değil; bir kişinin bile cesaret göstermesinde başlar. Kendi olmaktan korkmayan bir kişi, etrafına ayna tutar. O aynaya bakmak zor gelse de gerçeği hatırlatır.
Toplumlar, maskesiz insanların omuzlarında yükselir.
Tarihte iz bırakanlar rol yapanlar değil, bedel ödeyenlerdir.
Belki alkışlanmayacağız.
Belki yalnız kalacağız.
Ama en azından aynaya baktığımızda yüzümüzü tanıyacağız.
Çünkü insan, her şeyi kaybedebilir;
ama kendini kaybettiğinde geriye hiçbir şey kalmaz.
Asıl cesaret, maskeyi takmakta değil; çıkarmaktadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Fasulye Kendini Nimetten Sayarmış
- Ardahan’ın Kalbi İstanbul’da Attı
- Bayrak Türk Milletinin Namusudur: Gafiller ve Hainler
- Garibanın Kabadayısı: Nami Diyar Pala Yılmaz
- Herkesin Karı da Kışı da Farklıdır
- Kötülüğün Ardındaki Gerçek
- Çıldır: Gölleriyle, Kaleleriyle Medeniyete Şahitlik Eden Kadim Yurt
- 10 Ocak: İlkeli ve Dürüst Gazeteciliğin Günü
- Ardahan’da Kış ve Karın Büyüsü
- Bir Valinin Ardahan’da Bıraktığı Güzel İz: Hayrettin Çiçek
- Her Yeni Başlangıç, Yeni Bir Kapının Açılmasıdır
- Hayal miydi, rüya mıydı?
FACEBOOK YORUM
Yorum