-
Necmettin Aslan
Tarih: 09-02-2026 21:22:00
Güncelleme: 09-02-2026 21:22:00
İnsan ilişkilerinin en karmaşık tarafı
İnsan ilişkilerinin en karmaşık tarafı, mesafenin değil yakınlığın yaralayıcı olabilmesidir. Bizi en çok incitenlerin çoğu yabancılar değil, hayatımıza en çok dahil ettiğimiz insanlardır. Çünkü dostluk, yalnızca paylaşılan anlardan değil; paylaşılan sırlar, zayıflıklar ve savunmasızlıklardan oluşur. Bir insanın iç dünyasına bu kadar yaklaşabilen biri, ister istemez en güçlü etkiye sahip olur. İşte bu yüzden, en büyük iyilik de en derin yara da çoğu zaman en yakın dosttan gelir.
Dostluk güven üzerine kurulur. Güven ise görünmeyen bir sözleşmedir. “Sana kendimi emanet ediyorum” demenin sessiz bir biçimidir. Bu emanet doğru taşındığında insan güçlenir, büyür, hayata daha sağlam basar. Ama o emanet ihlal edildiğinde, kırılan yalnızca bir ilişki olmaz; insanın insanlara olan inancı sarsılır. En yakın dosttan gelen hayal kırıklığı, bir yabancının verebileceği zarardan çok daha derindir. Çünkü yabancı kapıyı çalmaz; dost ise anahtarla girer.
Bu noktada mesele yalnızca ihanet değildir. Kıskançlık, rekabet, yanlış anlaşılmalar ve iletişimsizlik de dostlukları düşmanlığa dönüştürebilir. En yakın dost, insanın en iyi yönlerini gördüğü kadar en zayıf taraflarını da bilir. Bu bilgi bir şefkat aracı olabileceği gibi, bir silaha da dönüşebilir. İnsan bazen farkında bile olmadan dostunun başarısını gölgelemek ister, bazen kendi eksikliklerini onun üzerinden telafi etmeye çalışır. İşte dostluğu tehlikeli hale getiren şey, bu bastırılmış duygulardır.
Ancak burada durup şu soruyu sormak gerekir: Dost gerçekten düşman mıdır, yoksa insan kendi beklentilerinin kurbanı mı olur? Belki de en büyük sorun, dostluğu kusursuz bir alan sanmamızdır. Oysa dostluk da insanidir; hatalarla, yanlışlarla, kırgınlıklarla doludur. Bir dostun düşmana dönüşmesi çoğu zaman tek bir olayın değil, biriken sessizliklerin sonucudur. Konuşulmayan her kırgınlık, içten içe büyüyen bir duvara dönüşür.
Bu yüzden gerçek dostluk, hiç incinmemek değil; incindiğinde konuşabilmektir. En yakın dostun düşman olmaması için gereken şey, mükemmellik değil, samimiyettir. Açık iletişim, empati ve affedebilme gücü, dostluğu düşmanlıktan ayıran ince çizgiyi belirler. Çünkü insanın en büyük düşmanı bazen gerçekten en yakın dostu olabilir; ama aynı zamanda en büyük sığınağı da yine odur.
Sonuçta dostluk bir risk işidir. Kalbini açtığın her insan, seni incitebilme ihtimalini de taşır. Fakat bu risk alınmadan kurulan ilişkiler yalnızca yüzeyde kalır. İnsan, en büyük yaralarını da en büyük iyileşmelerini de yakınlık sayesinde yaşar. Belki de mesele, dostun düşman olma ihtimali değil; dostluğu bu ihtimale rağmen savunabilecek cesareti gösterebilmektir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Çıldır Gölü Üzerinden Aidiyet Tartışması:
- Fasulye Kendini Nimetten Sayarmış
- Ardahan’ın Kalbi İstanbul’da Attı
- Maskeler Çağında Yaşamak
- Bayrak Türk Milletinin Namusudur: Gafiller ve Hainler
- Garibanın Kabadayısı: Nami Diyar Pala Yılmaz
- Herkesin Karı da Kışı da Farklıdır
- Kötülüğün Ardındaki Gerçek
- Çıldır: Gölleriyle, Kaleleriyle Medeniyete Şahitlik Eden Kadim Yurt
- 10 Ocak: İlkeli ve Dürüst Gazeteciliğin Günü
- Ardahan’da Kış ve Karın Büyüsü
- Bir Valinin Ardahan’da Bıraktığı Güzel İz: Hayrettin Çiçek
FACEBOOK YORUM
Yorum