-
Necmettin Aslan
Tarih: 01-01-2026 14:53:00
Güncelleme: 03-01-2026 13:35:00
Hayal miydi, rüya mıydı?
Bazen durup düşünüyorum. Takvim yaprakları bu kadar sessiz mi düşerdi yere, yoksa biz mi gürültüyü duymadık? Dün dediğimiz şey bugün olmuş, bugün dediğimiz ise çoktan “eskiden” diye anılır hale gelmiş. Hayal miydi yaşadıklarımız, yoksa uyanınca unutulan bir rüya mı? En çok da senelerin bu kadar hızlı geçmesine şaşıyorum.
Çocukken büyümek için acele ederdik.
“Bir an önce büyüsek” derdik; özgür olalım, sözümüz geçsin, hayallerimizi kendimiz seçelim diye. Oysa kimse bize büyümenin, omuzlara binen görünmez yükler olduğunu söylememişti. Kimse, geceleri uykudan çok düşüncelerin ağır geleceğini, bazı gülüşlerin yarım kalacağını anlatmamıştı. Seneler işte tam da o arada geçti: fark etmeden, hissettirmeden.
Her yılın başında verilen sözler vardı. “Bu sene farklı olacak” denilen, ama çoğu zaman bir önceki senenin devamı gibi yaşanan günler… Takvim değişti, umutlar tazelendi, sonra hayat kendi bildiğini okudu. Kazandıklarımız oldu elbet; dostluklar, tecrübeler, küçük mutluluklar… Ama kaybettiklerimiz de sessizce çıktı hayatımızdan. Bazı insanlar, bazı duygular, bazı hayaller… Ardından bakakaldık; gidenin mi, kalan boşluğun mu daha ağır olduğunu anlayamadık.
Zamanın en acımasız yanı, alışkanlıkları ustalıkla öğretmesi. Önce yokluğa, sonra suskunluğa, ardından da “olsun” demeye alıştırıyor insanı. Bir zamanlar kalbimizi yerinden oynatan şeyler, gün geliyor sıradanlaşıyor. O büyük heyecanlar yerini temkinli sevinçlere bırakıyor. Çünkü öğreniyoruz: Her gülüş uzun sürmüyor, her bahar yaz olmuyor.
Yine de tüm bu senelerin içinde saklı güzellikler var. Bir çayın buharında, bir sokak lambasının altında, beklenmedik bir telefon sesinde… Bazen bir an duruyor zaman; geçmişle bugün kısa bir selamlaşıyor. İşte o anlarda soruyoruz kendimize: “Nasıl geçti bu seneler?” Cevabı net değil. Biraz koşarak, biraz düşe kalka, biraz da sabretmeyi öğrenerek…
Belki hayaldi, belki rüyaydı. Ama bildiğim bir şey var: Yaşanan her şey, bizden bir parça bıraktı geride. Ve biz, tüm eksiklerimize rağmen hâlâ buradayız. Demek ki seneler boşuna geçmedi. Belki sadece, bize kendimizi öğretmek için acele ettiler.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 10 Ocak: İlkeli ve Dürüst Gazeteciliğin Günü
- Ardahan’da Kış ve Karın Büyüsü
- Bir Valinin Ardahan’da Bıraktığı Güzel İz: Hayrettin Çiçek
- Her Yeni Başlangıç, Yeni Bir Kapının Açılmasıdır
- Aynı Masalar, Aynı Yüzler: Ardahan Dernekçiliğinin Kısır Döngüsü
- Yeni yıl gerçekten yeni bir yıl mı?
- Zaman Varken İmkân Yoktu, İmkân Varken Zaman Yok
- Kar Altında Kalan Destan: Sarıkamış
- Dünyada Zamandan Kıymetli Ne Var? Kime Harcadığına Dikkat Et
- Burası İstanbul Ama Memleket Ardahan
- Hayallerin Peşinden Gitmekten Asla Vazgeçme, Çünkü Onlar Seni Sen Yapar
- Kür’ün Anlattığı Coğrafya
FACEBOOK YORUM
Yorum