-
Necmettin Aslan
Tarih: 07-02-2026 09:11:00
Güncelleme: 07-02-2026 09:11:00
Çıldır Gölü Üzerinden Aidiyet Tartışması:
Bilgi mi Konuşuyoruz, Duygu mu?
Bugün Çıldır Gölü üzerinde yapılan bir sohbete kulak misafiri oldum. Bir grup insanın, “Gölün yüzde 67’si Kars’a ait, o yüzden Ardahan demiyoruz, Kars diyoruz” şeklindeki iddialarla konuştuğunu duydum. Bu tür söylemler ilk bakışta masum bir bölgesel sahiplenme gibi görünse de, aslında bilgi eksikliğinin nasıl hızla bir “bilgi kirliliğine” dönüştüğünün canlı bir örneği.
Öncelikle şunu net bir şekilde ortaya koymak gerekiyor: Coğrafya duygularla değil, verilerle konuşur. Resmi kayıtlara ve ölçümlere göre Çıldır Gölü’nün yüzölçümünün %58’i Ardahan il sınırları içinde, %42’si ise Kars il sınırları içinde yer almaktadır. Yani ortada iddia edildiği gibi yüzde 67’lik bir durum yok. Rakamlar nettir, yoruma açık değildir.
Ancak mesele yalnızca yüzdelerden ibaret de değil.
Bu tartışmanın asıl düşündürücü tarafı, iki komşu ilin doğal bir zenginliği üzerinden gereksiz bir ayrışma üretme çabasıdır. Kars da bizim, Ardahan da bizim, Çıldır da bizim. Daha geniş bir pencereden bakıldığında ise, Türk bayrağının dalgalandığı her karış toprak hepimizin ortak değeri. Çıldır Gölü de bu ortak mirasın en güzel sembollerinden biri.
Doğal güzellikler, sınır çizgileriyle küçülmez; aksine paylaşıldıkça büyür. Çıldır Gölü yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan insanların ortak hafızasında yer alır. Kışın buz tutan yüzeyi, atlı kızakları, balıkçıları, efsaneleri ve kartpostallık manzarasıyla hem Ardahan’ın hem Kars’ın, dolayısıyla ülkemizin değeridir. Bu değeri sahiplenmenin yolu, birbirimizi dışlamak değil; birlikte korumak ve tanıtmaktır.
Yanlış bilgiler üzerinden yürüyen tartışmalar, bölgesel rekabeti körüklemekten başka bir işe yaramaz. Oysa bizim ihtiyacımız olan şey rekabet değil, iş birliği kültürüdür. Çıldır Gölü turizmi gelişecekse, bundan her iki il de kazanacaktır. Tanıtımı güçlenecekse, bu tüm bölgenin ekonomisine ve kültürel görünürlüğüne katkı sağlayacaktır.
Bilgi çağında yaşıyoruz. Bir rakamı öğrenmek artık saniyeler sürüyor. Buna rağmen kulaktan dolma verilerle kesin hükümler kurmak, sadece yanlışın yayılmasına hizmet eder. Hele ki söz konusu memleket meseleleriyse, konuşmadan önce araştırmak hepimizin sorumluluğudur.
Çıldır Gölü bize aslında güzel bir ders veriyor: Doğa paylaşmayı bilir. Göl, sınırların iki tarafına da aynı cömertlikle uzanıyor. Bize düşen ise bu cömertliği kavga nedeni yapmak değil, ortak bir gurur vesilesine dönüştürmek.
Çünkü bazı değerler vardır ki, yüzdelerle değil, birlikte sahip çıkıldığında anlam kazanır. Çıldır Gölü de işte tam olarak böyle bir değerdir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Fasulye Kendini Nimetten Sayarmış
- Ardahan’ın Kalbi İstanbul’da Attı
- Maskeler Çağında Yaşamak
- Bayrak Türk Milletinin Namusudur: Gafiller ve Hainler
- Garibanın Kabadayısı: Nami Diyar Pala Yılmaz
- Herkesin Karı da Kışı da Farklıdır
- Kötülüğün Ardındaki Gerçek
- Çıldır: Gölleriyle, Kaleleriyle Medeniyete Şahitlik Eden Kadim Yurt
- 10 Ocak: İlkeli ve Dürüst Gazeteciliğin Günü
- Ardahan’da Kış ve Karın Büyüsü
- Bir Valinin Ardahan’da Bıraktığı Güzel İz: Hayrettin Çiçek
- Her Yeni Başlangıç, Yeni Bir Kapının Açılmasıdır
FACEBOOK YORUM
Yorum