-
Necmettin Aslan
Tarih: 16-02-2026 13:56:00
Güncelleme: 16-02-2026 13:56:00
Bir Memleket Düşünün Nüfusunun dörtte biri Gazeteci Dernekci Siyasetçi
Bir zamanlar gazeteci denildiğinde akla; sahada ayakkabısı eskiten, defteri cebinden düşmeyen, gerçeğin peşinde koşarken kimi zaman sevilmeyen ama her koşulda saygı duyulan insanlar gelirdi. Şimdi ise memleketin geldiği noktada, özellikle Ardahan gibi herkesin birbirini tanıdığı bir yerde, “gazeteci” kavramı adeta bir etiket enflasyonu yaşıyor.
Bir memleket düşünün…
Eline mikrofon alan kendini siyasetçi, dışarı adım atan kendini dernek başkanı sanıyor. Eline telefon alan, sosyal medyada sayfa açan, iki fotoğraf paylaşan herkes kendine bir unvan biçiyor: gazeteci.
Oysa gazetecilik sadece görüntü çekmek ya da paylaşım yapmak değildir. Gazetecilik sorumluluktur. Bir kelimenin bile kimi incitebileceğini, bir haberin bir insanın hayatını değiştirebileceğini bilerek yazmaktır. Araştırmaktır.
Doğrulamaktır. Gerekirse tek başına kalmayı göze almaktır. Çünkü gazeteci, halkla güç arasında ince bir köprüdür. O köprü çökerse geriye sadece gürültü kalır.
Aynı durum diğer unvanlar için de geçerli. Siyaset, memlekete gerçekten hizmet etmek için yapılır. Yatırım üretmek, insanları yönlendirmek, çözüm üretmek içindir. Dernekçilik ise tabela asmakla değil, topluma katkı sunmakla anlam kazanır. Kağıt üzerinde kurulmuş, üyesi olmayan, yıl boyunca ortada görünmeyip yılda bir etkinlikle varlık gösteren yapılar; sivil toplumun ruhunu güçlendirmez, aksine içini boşaltır.
Bugün yaşadığımız sorun tam da bu:
Gürültü çok, gerçek meslek az.
Bazı insanlar için “gazeteci” kimliği bir meslek değil, bir kimlik kartına dönüşmüş durumda. Kapı açsın, itibar sağlasın, çevre yapsın diye taşınan bir etiket… Bu tablo, bu işe ömrünü vermiş insanlara haksızlık. Yıllarca sahada çalışmış, baskı görmüş, mahkeme kapılarında beklemiş, gece yarısı yollara düşmüş gazetecilerin emeği; birkaç paylaşımın gölgesinde ucuzlatılıyor.
Sorun teknoloji değil. Telefon herkesin elinde olabilir; bu kötü bir şey değil. Aksine bilgiye erişimin artması demokrasinin gereğidir. Ama araç ile mesleği karıştırdığımız anda kalite düşer. Her kamera sahibi yönetmen olmadığı gibi, her paylaşım yapan da gazeteci değildir.
Küçük şehirlerde güven, ekmek kadar kıymetlidir. Eğer “gazeteci” kelimesi güven vermiyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Çünkü basın, bir memleketin aynasıdır. Ayna buğulanırsa kimse kendini net göremez.
Belki de yeniden sormanın zamanı geldi:
Gazeteci olmak mı istiyoruz, gazeteci gibi görünmek mi?
Bu sorunun cevabı sadece bir mesleği değil, bir memleketin karakterini belirleyecek kadar önemlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Sevginin Takvime Sığdırıldığı Gün
- Hayaller Size Gücünüzün Olduğunu Gösterir
- İnsan ilişkilerinin en karmaşık tarafı
- Çıldır Gölü Üzerinden Aidiyet Tartışması:
- Fasulye Kendini Nimetten Sayarmış
- Ardahan’ın Kalbi İstanbul’da Attı
- Maskeler Çağında Yaşamak
- Bayrak Türk Milletinin Namusudur: Gafiller ve Hainler
- Garibanın Kabadayısı: Nami Diyar Pala Yılmaz
- Herkesin Karı da Kışı da Farklıdır
- Kötülüğün Ardındaki Gerçek
- Çıldır: Gölleriyle, Kaleleriyle Medeniyete Şahitlik Eden Kadim Yurt
FACEBOOK YORUM
Yorum