içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Saffet Kaya ile Monologlar

Ardahan halkı sıradan mıdır?

Sıradan yaşamak kaybetmişliktir. Renkler solarsa Ardahan da, sadece haki kalır. Renk katmalısın, renklendirmelisin. Sen niye Ankara’dasın?

Oysa çok renklidir Şehri Ardahan; Türk, Kürt, Gürcü, Terekeme(kara papak), Alevi, Sünni, Ahıskalı ve hatta Molakan. Yüzyıllardır iç içe girmiş ve barışık yaşamaktalar ama geç kalırsan gidecekler. Sen bu gidişi neden engellemiyorsun? 

Yağmur çiseliyor Ardahan’ın ıssız topraklarına. Saçak aralarından sızan yağmur suları, hizmet gitmeyince kür ovasını yeşertmiyor, kür nehri sessiz ve kısık bir şekilde akıyor oysa göğsümüzü yara yara akması gerekmez miydi?  Sen yeşert biz büyütürüz.   

O halde neden harekete geçmiyorsun?

Bak çok yakında büyük kapanış başlayacak, bu kapanış altı ay sürecek, hüzünlü kar bulutları yola çıkmış. Kar, kirliliği kapatırken renklerimizde kapatacak. Aydınlık kalmalı Ardahan. Sen niçin Ankara’dasın?

Neden temsil etmiyorsun? Mevcut ikisinden biri, zaten kendisini bile terk etmiş, diğeri bana ne diyor. Biri hepsine, ikisi de birbirine küsmüş. Oradan bir şey çıkmaz. Malum, ‘’Hiçtende hiçbir şey çıkmaz’’. Bir ses lazım, bir çığlık… Ardahan sessizliğe bürünecek. Sen ne duruyorsun orada?

Daha öncekiler yetişemediler düşlerimize, yarım bıraktılar, makûs talihine kaldı Ardahan.  Susma! Susman Ardahan’ı yalnız bırakır. Sesli düşün, geç kalmış bir çocuk gibi bağıra çağıra konuş, Ardahan’ ı konuş. Öyleyse konuşma vaktidir. Neden susuyorsun?

Ardahan’a henüz yeni gelmiş insanlarımız, bak geri dönecekler beton yığınlarına. Yaylaların kandilleri bir bir sönüyor.  Ardahan yine yalnız kalacak, yine kaderine terkedilecek. Yalnızlık bizi yok eder. Sen hâlâ ne bekliyorsun?

Al Ankara’yı, götür Ardahan’a biliyorsun ki beklenmektesin. Kür ovasını arşınlaman gerekmez mi? Ardahan Platosunu karış karış gezmen gerekmez mi Saffet Bey?     

 O halde ne duruyorsun? Bir cana bir de insana ihtiyaç var. Bu can ise sende var. Ne duruyorsun?

Bak, uzakta kalmış toprak damlarımızdan artık eskisi gibi türkü sesleri de gelmiyor. Sen gür söyle biz enstrüman çalarız. Sen bu yarım kalan türküyü neden yeniden başlatmıyorsun?

Gidelim Saffet Bey, Ardahan’a gidelim. Hem Ardahan da sonbahar aşkları da çok güzel ve cesurdur; Toprağımız ana, analarımız toprak; kızlarımız güneş, güneşimiz kız kokar Ardahan da… Tırpan natının nasırlaştırdığı eller, pamuk gibi gelir tenimize. Bak burnumuzun direği sızlıyor. Gidelim Ardahan’a Saffet Bey.  Sen yola çık biz arkandan geliyoruz.

 

Gidelim Saffet Bey, ufuk çizgisinden beklenmektesin. Neden bekletiyorsun?

Eksik bıraktıkların var Ardahan da, bir mimar lazım, bir mühendis, bir yazar… Temelini attıklarını devam ettirmen lazım. Ne bekliyorsun?

Sen inşa et, sen mimarisini yap, sen bu türküyü söyle, sen bu Ardahan’ı söyle biz takipteyiz. Biz bunu yazarız.

Sen yürü, biz arkandan koşarız.

Harekete geçme vakti gelmedi mi?

 

Bu yazı 68936 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum