içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Dikenli Yollardan Geçen Bir Ömür
Yener Altın
Öğretmen / İş insanı 
 
Yazan: Ahmet Demirbaş
Psikolog
 
Doğunun serhat şehri Ardahan…
Sert coğrafyasıyla bilinse de, içinden çıkan insanların hikâyeleri her zaman sıcacık ve dirayet doludur. İşte o hikâyelerden biri de, Hanak’ın Sulakçayır köyünden çıkan, eski adıyla Carıksev’in çocuğu Yener Altın’ın hayatıdır.
 
1952 yılında başlayan bu yolculuk, sıradan bir yaşam öyküsünden çok daha fazlasını anlatır. Köyünde tamamladığı ilkokulun ardından, öğretmen olma hayaliyle yola çıkan Yener Altın, sınavlarla, yokluklarla ve zorluklarla örülü bir eğitim sürecinden geçerek Kazım Karabekir Öğretmen Okulu ve Cilavuz’un disiplinli eğitim ortamında yetişir. 1970’li yıllarda öğretmen olarak göreve başladığında, aslında sadece bir mesleğe değil; bir ideale adım atmıştır.
 
İlk görev yeri Ardahan’ın Ölçek köyü… Ardından Hanak’ın Binbaşak (Günübe) köyü…
Anadolu’nun en ücra köşelerinde, sadece ders anlatan bir öğretmen değil; aynı zamanda yol gösteren, umut aşılayan bir rehber olmuştur.
 
Ancak onun hikâyesi, düz bir çizgide ilerlemez. Türkiye’nin çalkantılı dönemlerinde, özellikle 12 Eylül Darbesi sürecinde yaşananlar, hayatına derin izler bırakır. Sendikal faaliyetler, sürgünler ve cezaevi günleri… Ama bütün bunlara rağmen yılmaz. Beraat eder, yeniden ayağa kalkar. Çünkü bazı insanlar vardır; düşse de yönünü kaybetmez.
 
1984 yılı, onun için yeni bir dönemin başlangıcı olur. Öğretmenlikten ayrılır ve siyasete adım atar. SODEP çatısı altında Hanak İl Genel Meclis Üyesi olarak görev alır. O dönem genel başkan olan Erdal İnönü ile aynı idealleri paylaşır. Halk için üretmek, memleket için mücadele etmek onun karakterinin değişmez parçasıdır.
 
Ama asıl kırılma noktası 1989’da gerçekleşir…
İstanbul’a göç.
 
Yenibosna’da başlayan yeni hayat, aslında sadece onun değil; yüzlerce insanın kaderini değiştirir. Tekstil sektörüne adım atan Yener Altın, kısa sürede sadece bir esnaf değil, bir öncü olur. Ardahan’dan, Göle’den, Susuz’dan, hatta Tunceli’den birçok hemşerisini İstanbul’a getirir. İş verir, yol gösterir, elinden tutar.
 
Sonuç mu?
 
Yenibosna’da 600’e yakın Ardahanlı esnaf…
Yoksulluktan çıkıp iş insanı olan onlarca hayat…
Bir kişinin azmiyle büyüyen koca bir toplumsal dönüşüm…
 
Bu, sadece ticari bir başarı değil; bir dayanışma hikâyesidir.
 
Bugün ise Yener Altın, aktif iş hayatını geride bırakmış olsa da üretmeyi bırakmamıştır. Büyükçekmece’de kurduğu küçük etnografya alanı, aslında onun geçmişe olan bağlılığının bir yansımasıdır. Kültürünü unutmayan, köklerinden kopmayan bir Anadolu insanının sessiz ama güçlü mesajıdır bu.
 
Ailesiyle birlikte verdiği yaşam mücadelesi de ayrı bir başarı öyküsüdür. Emekli hemşire eşi, üniversite mezunu çocukları… Kızı Tonya Altın, oğulları Devrim Altın ve Yiğit Yılmaz Altın… Hepsi bugün onun açtığı yolda ilerlemekte, tekstil sektöründe üretmeye devam etmektedir.
 
Ve belki de en önemlisi…
 
Her yıl memleketine, Ardahan’a dönmeyi ihmal etmeyen bir yürek…
Kültüründen, toprağından, geçmişinden kopmayan bir duruş…
 
Yener Altın’ın hayatı bize şunu hatırlatıyor:
Başarı, sadece kazanmak değildir.
Asıl başarı; başkalarının hayatına dokunabilmek, zorluklara rağmen dimdik ayakta kalabilmek ve nereden geldiğini unutmamaktır.
 
Bu topraklar, işte böyle insanların omuzlarında yükseliyor.
 
Yener Altın Öğretmenime yaşamında sağlıklı yıllar diliyorum.
 
20.4.2026 - İstanbul
Bu yazı 54 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum